Bazı Deniz Canlılarındaki Yaratılış Özellikleri

 

Kabuklu canlıların savunma mekanizmalarındaki akılcı örnekler nelerdir?
Bu canlıların yaratılışa delil oluşturan görme özellikleri hangi detaylardan oluşur?
Nautilus’un denizaltılara örnek olan dalma tekniği nasıldır?

 

Yeryüzü tabakaları ve fosil kayıtları incelendiğinde, yeryüzündeki canlı hayatının birdenbire ortaya çıktığı görülür. Kompleks canlıların fosillerine rastlanılan en derin yeryüzü tabakası, 520-530 milyon yıl yaşında olduğu hesaplanan “Kambriyen” tabakadır.

Kambriyen kayalıklarında bulunan fosiller; salyangozlar, trilobitler, süngerler, solucanlar, denizanaları, deniz yıldızları, yüzücü kabuklular, deniz zambakları gibi kompleks omurgasız türlerine aittir. İlginç olan, birbirinden çok farklı olan bu türlerin hepsinin bir anda ve hiçbir ataları olmaksızın ortaya çıkmalarıdır. Bu yüzden jeolojik literatürde bu mucizevi olay, “Kambriyen Patlaması” olarak anılır.

Bu tabakadaki canlıların çoğunda, günümüz örneklerinden hiçbir farkı olmayan, göz, solungaç, kan dolaşımı gibi kompleks sistemler, ileri fizyolojik yapılar bulunur. Üstelik bu canlılar her biri son derece gelişmiş  özelliklerde ve kendi ihtiyaçlarına yönelik çeşitli sistemlere sahiptirler. Bu durum, evrim teorisinin canlıların ilkelden komplekse doğru geliştiği yönündeki iddiasını da açıkça geçersiz kılmaktadır. Bu canlıların Allah’ın detay sanatına örnek oluşturan ve tüm özellikleriyle evrim geçirmeden birdenbire yaratıldıklarını ispat eden bazı özellikleri şunlardır: 

Nudibranch

Nudibranch kabuğu olmayan bir salyangoz türüdür. Bu salyangoz çok parlak renklere sahiptir ve son derece göz alıcıdır. Bu özellikler avcılar için çok cazip olmasına rağmen çok az hayvan Nudibranchlarla beslenir. Bunun sebebi Nudibrancha iyi bir koruma sağlayan ısırgan hücreleridir. Nudibranch bu ısırgan hücreleri kendisi üretmez. Hyroid denen zehirli canlıları yer ama onları sindirim sisteminde öğütmez. Hyroidler Nudibranchın sindirim sistemi içinde koruyucu mukusla kaplanır ve ısırgan hücre olarak ona bir koruma sağlar. Bu canlının sahip olduğu bu özel sistem ancak Allah’ın dilemesiyle vardır, O’nun kontrolü ile kusursuz şekilde işler. Canlılara sunulmuş tüm nimetler gibi bu özel nimet de Allah’ın bir ikramıdır. Ayetlerde Rabbimiz’in yaratma ilmi şöyle bildirilmiştir:

“İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O’dur. Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.”  (Secde Suresi, 6-7)

Kambriyen devrinde bir anda ortaya çıkan kabuklu canlılar, son derece kompleks  yapılara sahiptirler. Milyonlarca yıl önce, bir anda, kusursuz biçimde var olan böyle bir yapının varlığı evrimle açıklanamaz ve yaratılışın varlığını ispatlar. Dahası, bu canlıların sahip olduğu sistemler, bugüne kadar da hiç değişmeden gelmiştir.


Nautilus

Denizaltılarda bulunan dalış tankları suyla dolunca gemi sudan daha ağır hale gelir ve dibe dalar. Tanktaki su, basınçlı hava ile boşaltılırsa, denizaltı tekrar su yüzüne çıkar. Nautilus adı verilen bir deniz hayvanı da aynı yöntemi kullanır. Nautilusun vücudunda 19 cm. çapında salyangoz kabuğu biçiminde spiral bir organ vardır. Bu organda birbiriyle bağlantılı 28 tane “dalış hücresi” bulunur. Nautilus dalmak istediğinde vücudunda bulunan bu içi boş odacıkları su ile doldurur. Yüzeye çıkmak istediğinde ise, ürettiği özel bir gazı bu dalış hücrelerine pompalar ve suyun boşalmasını sağlar. Bu sayede avlanırken ya da düşmanlarından kaçarken yükselmek ya da dibe batmak istediğinde gerekli miktardaki suyu dışarı pompalayabilir. Denizaltılarda da nautilustaki gibi dalış odaları yapılmakta, içeri alınan suyun boşaltılmasında ise su motorlarından faydalanılmaktadır. Bir denizaltı sadece 400 m. dibe batabilirken, nautilus için 4000 m. derinliğe dalmak son derece kolaydır. Bu kusursuz canlının sahip olduğu hayranlık uyandırıcı dalış tekniğinin Darwin’in öne sürdüğü gibi tesadüfi aşamalarla meydana gelmesi imkansızdır. Bu eser, Sani (sanatçı) olan Allah’a aittir. Bir ayette şöyle buyrulur:

“Haberiniz olsun; şüphesiz göklerde kim var, yerde kim var tümü Allah’ındır. Allah’tan başkasına tapanlar bile, şirk koştukları varlıklara ve güçlere (gerçekte) uymazlar. Onlar yalnızca bir zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminde bulunarak yalan söylemektedirler.’” (Yunus Suresi, 66)

İstiridyeler

Suyun içinde rahatça hareket eden istiridyelerin nasıl hareket ettiğini bulmak isteyen bilim adamları Saint-Jacques istiridyesinin mekanik sistemini incelemişlerdir. İstiridyeler önce açılır ve içlerine bir miktar su alırlar. Sonra bu suyu yumuşak dokulu bir kesenin içine hapsederler. Ardından, menteşelerinde bulunan iki delikten (kabuklarının birleşim yerlerindeki iki delik) suyu dışarı atarlar. Yumuşakça, bu sayede öne doğru fırlar. Sahip olduğu elastiki bağ, kabuğunu hiçbir güç harcamaksızın tekrar açmasına imkan verir. İstiridyelerde olduğu gibi Allah, yerde ve gökte olanları da bir amaçla yaratmış, onlarda, her insanın öğüt alıp Kendisine yönelmesi için deliller kılmıştır.

“Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır.” (Enam Suresi, 59)

Salyangozlar

Salyangozların özellikle sırt ve yan tarafları, diğer canlılar için güzel bir besin kaynağıdır. Bu salyangozlar düşmanlarının tehditlerinden korunmak için, yapışkan özelliği olan ayak tabanlarının yardımıyla kendilerini korumada kullanacakları uygun taşları seçerler. Bu taşların sağladığı ağırlık sayesinde vücutlarını ters döndürerek daha önceden yassı bir taş ile kazdıkları çukurlara kendilerini gömerler, böylece düşmanlarından korunmuş olurlar. Salyangozların tümü, üstün ve sonsuz bir aklın kontrolünde ve hakimiyetindedir. Her yerde varlığını gösteren bu üstün akıl, alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a aittir.

Midye

Midyeler deniz suyunu süzerek, suyun içindeki planktonları ve her türden besin parçacıklarını almak suretiyle beslenen omurgasızlardır. Midyelerin organlarının üzerini kaplayan mantonun kıvrımları arasında “örtenek boşluğu” adı verilen bir boşluk bulunur. Söz konusu bu boşluğun içinde, hayvanın hem solunumunu sağlayan, hem de beslenmesi için gerekli su akışını meydana getiren, kirpiklerle kaplı iki solungaç yer alır. Deniz suyu, hayvanın karın bölgesinden içeri girer, solungaçlarda süzülür ve tekrar dışarı çıkar. Bu hareket sırasında, deniz suyunun içerdiği planktonlar ve diğer besinler, midyenin solungaç kirpikleri tarafından yakalanarak ağıza kadar ulaştırılır. Midyeler, kendi bedenlerindeki bu özelliklere yaratıldıkları andan itibaren sahiptirler. Çünkü her canlı gibi onlar da, her incelikte ve her olayda büyüklüğünü gösteren Rabbimiz’in eseridir ve her an O’nun kontrolündedirler. Tüm varlıklara can veren, onları dirilten ve yaşatan Muhyi (Can bağışlayan, sağlık veren, dirilten, yaşatan) olan Allah’tır ve Yüce sanatı, tek bir midyede bile en mükemmel şekli ile sergilenmiştir. Yüce Allah’ın bu eşsiz yaratma sanatı üzerinde düşünmenin önemi Kuran’da şöyle haber verilmiştir.

“Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir Ay var eden (Allah) ne Yücedir. O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.” (Furkan Suresi, 61-62)

Venüs Tarağı

Tarak adı verilen deniz kabuğu şeklindeki bu canlının kabuğunun kenarlarında dizilmiş küçük parlak gözler vardır. Bu gözlerin her biri yalnızca 1 mm. büyüklüğe sahiptir. Tarak, son derece küçük olmasına rağmen bu gözlerle hem hareketleri hem de ışık ve karanlık arasındaki farkı kolaylıkla anlayabilmektedir. Bu canlının deniz kabuğu tıpkı bir balığın kılçığı görünümündedir. Bu yüzden diğer balıklar, üzerinde et olmadığını düşündüklerinden bu kabuğun yanına bile yanaşmazlar.

Gece Lambası Gibi Parıldayan Salyangozlar

Avustralya sahillerindeki bir salyangoz türü, yeşil bir floresan lamba gibi parlayarak avcılardan kurtulur. ‘Hinea brasiliana’, kayalık kıyılarda gruplar halinde yaşayan bir salyangoz türüdür. Bu salyangozlar, biyolüminesans adı verilen ve kimyasal enerjiyi ışık enerjisine dönüştüren işlem sayesinde parlak yeşil renkte ışıldayabilirler. Araştırmacılar bu kabuklunun ışık üretme özelliğini daha önceden biliyor olmalarına karşın, kabuğun bu ışığı güçlendirerek her yöne doğru dağıtabildiğini yeni keşfetmişlerdir. Söz konusu etki sayesinde bu canlı  normalden daha büyük görünerek hem avcılarından korunmuş hem de potansiyel eşlerine kendilerini beğendirmiş olur.

Bu canlının ürettiği ışık parlamaları, saniyenin ellide birinden birkaç saniye uzunluğa kadar sürebilir. Kabuk bir filtre gibi çalışarak, üretilen ışık içinden sadece mavi-yeşil dalga boyuna sahip olanları güçlendirerek geçirir.

Parlak yeşil renkli parıltı avcının yaklaşmasıyla birlikte ortaya çıktığında avcıyı korkutabilir. Bu korku sürecinde ışıltıdan etkilenerek ortama gelen daha büyük avcılar da salyangozu avlamaya gelen daha küçük olanları avlarlar. Salyangozların sahip olduğu bu özellik, her şeyi Allah’ın yarattığı ve her an kontrolü altında tuttuğu gerçeğini bir kez daha hatırlatmakta, bizlere Allah’ın Yüce kudretini bir kez daha takdir edip O’na yönelme imkanı vermektedir.

Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. (Furkan Suresi, 2)

İğne Deliği Göz Tipine Sahip Kabuklular

İğne deliği tipi göz, Nautilus ve Planarianda gibi bazı deniz canlılarında bulunur. Bu, lens gerektirmeyen bir göz tipidir. Işık kamera gözünde olduğu gibi bir lens ile odaklanmaz. Bu tür optik tasarıma bir örnek, 1930 ve 1940’larda çıkan bir fotograf makinasıdır. Bu kamera herhangi bir lens olmadan, resimden resime değişen doğal optik ışık dağılması kullanarak çalışır. Bu göz tipine sahip canlılar da farklı ışık değişikliklerine uyum sağlamak için değişken göz bebekleri kullanılırlar. Bu tür göze sahip canlılardan biri de yazının başında bahsettiğimiz nautilustur. 4000 metre derinliğe kadar dalabilen bu canlı için elbette derin sularda ışık çok azalır. İşte bu canlının göz bebekleri de derinliğe bağlı olarak değişiklik gösterir. Okyanusun derinliklerinde belli bir görüntüyü tespit için daha fazla ışığa gerek duyduğunda, gözlerindeki retinada geniş bir göz bebeği oluşur. Bu canlının göz yapısı cisimleri üç boyutlu olarak görmesine uygun olmayabilir, ancak yaşaması için asıl gerekli olan, ışığa duyarlı bir göz yapısına sahip olmasıdır. Celal ve ikram sahibi olan  Allah canlının bu özelliğini tam ihtiyacına yönelik olarak yaratmıştır. Bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.”” (Ankebut Suresi, 20)

2012-09-06 00:19:44

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top