Sibel Üresin’e cevaplar

“Sibel Üresin, “arkadaşlarının neden Sayın Adnan Oktar’a karşı sevgi duyduklarını” soruyor”

 

MÜSLÜMANLAR, MÜSLÜMANLARI SEVERLER. MÜSLÜMANLAR ARASINDA DA EN TAKVA, EN SAMİMİ GÖRDÜKLERİ İNSANI EN ÇOK SEVERLER.

 

KURAN’A GÖRE SEVGİ TAKVAYA GÖREDİR, MÜSLÜMANLAR ALLAH RIZASINI EN ÇOK GÖRDÜĞÜ KİŞİYİ EN ÇOK SEVERLER

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)

 

ALLAH MÜSLÜMANLAR ARASINDA GÜÇLÜ BİR SEVGİ YARATMIŞTIR

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi, 96)

İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiç bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)

Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem Suresi, 13)

"Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim." (Taha Suresi, 39)

 

CENNETİN TEMELİ SEVGİ ÜZERİNEDİR0 DÜNYADA DA MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİNİ SEVMELERİ CENNET AHLAKIDIR

“İman etmeyen cennete giremeyecek, Allah için birbirini sevmeyen de iman etmiş sayılmaz” (Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu'l-Kıyâme, 56)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müsafaha edin ki, kalblerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin." (Ata el-Horasani Kütübü Sitte hadis no: 3393)


Gelen bir rivâyete göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allah, bir kulu sevdiğinde Cibrîl`e: - Allah filân kulu sever; sen de onu sev! diye emreder. Cibrîl de o kulu sever. Sonra Cibrîl gök halkına: - Allah filânı seviyor; onu siz de seviniz! diye seslenir. Göktekiler de o kimseyi sever. Sonra yerdeki insanlar (dan bir sevgi) konulur (da müslümanlar arasında da sevilir ve iyi kişi olarak anılır). Ebu Hureyre Sahihi Buhari hadis no: 1325
  
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müsafaha edin ki, kalblerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin." (Ata el-Horasani Kütübü sitte hadis no: 3393)

 

PEYGAMBERİMİZ (SAV) MÜZİK DİNLERDİ

Peygamberimiz (sav) sahabi ile birlikte müzikli ortamlarda bulunmuş, neşeyi teşvik etmiştir.

Resulullah, oynayan bir grup Habeşliyi görünce, takdir ederek “Yahudiler ve Hıristiyanlar bilsinler ki, bizim dinimizde genişlik vardır” buyurmuştur.

Buhari ve Müslim’de bildiriliyor ki: Hazret-i Âişe anlatır:

"Bayram günü iki cariye, kahramanlık şiirlerini def çalarak terennüm ediyordu. Resulullah yatağına uzandı. Sonra babam [Hazret-i Ebu Bekir] içeri girdi. Bana, “Resulullahın huzurunda bu ne hal?” deyince, Resulullah “Bırak onları, her milletin bir  bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır” buyurdu.”

Seleme b. Ekva'dan rivâyet edilmiştir: "Peygamber (s.a.s.) ile birlikte Hayber'e yola çıkmıştık. Gece gidiyorduk. Kafileden bir kişi Âmir b. Ekva'a -Âmir şairliğiyle bilinen bir kişi idi- "Bize bildiğin şeylerden bir şeyler söyle, dinleyelim." dedi. Âmir devesinden inerek şu türküyü söylemeye başladı:

"Ey Allahım! Sen dilemeseydin biz hidayet bulamazdık./
Sadaka verip, namaz kılamazdık.
/Her şeyimiz sana feda olsun, bizi bağışla./
Düşmanla karşılaşırsak, ayaklarımızı sabit kıl.
/İçimize huzur ve güven ver./
Biz, çağrılınca gideriz./
Seslendikçe yardıma erişiriz."

Peygamber (s.a.s.) "Kim bu sürücü?" dedi. "Âmir b. Ekva'" dediler. Peygamber (s.a.s.) "Allah onu esirgesin." buyurdu.
 (Beyhakî, Şuab, 5112.)

Muâz İbni Cebel anlatır: Ensârdan birinin düğününde bulunuyorduk. Hazret-i Peygamber, nikâhı kıydıktan sonra, “Allah iyi geçim, hayırlar ve uğurlar nasip etsin, rızkınıza bolluk bereket versin, sizi mübarek kılsın” diye duâ eder. Adeti veçhile (adet olduğu üzere) damadın başı üzerinde def çalınmasını söyler. Def çalınır.”

Âmir b. Sa'd'den nakledilmiştir:

"Bir düğün münâsebetiyle Karaza b. Ka'b ve Ebu Mes'ûd el-Ensârî'nin yanına gittim. Küçük bir kız çocuğu şarkı söylüyordu. Ben: "Siz Rasulullah (s.a.s.)'ın arkadaşları ve Bedir ashabından olduğunuz halde, sizin yanınızda bunlar (nasıl) yapılıyor?" dedim. Onlar: "İster bizimle kalırsın, istersen gidersin. Bize, düğünde eğlenmeye, izin verildi." dediler.    (İbn Hacer, Metâlib, II, 54; Cüdey', Ehâdîs-ü Zemmî'l-Gınâ, s., 50.

Aişe (ra) rivAyet ediyor: Resulullah SAV bir düğünlerinde Ensar kadınlarına uğradı. Onlar şarkı söylüyorlardı... (İbni Mace, Nikah:21, Buhari, Nikah:48, Megazi:12)

...Muavviz b.Afra'nın kızı er-Rubey gelin olduğu zaman, düğün törenine Peygamberimiz SAV de   gitmiş ve onun yanına oturmuştu. Bu sırada bazı kızlar, def çalıp Bedir günü şehit olanların menkıbelerini şarkı şeklinde söylemeye başlamışlardı. ... (Buhari , Nikah, 49/1, VII/25, Tirmizi, Nikah, III/399)

İbni Mace bildiriyor ki: Hazret-i Âişe, Medineli bir yakınını evlendiriyor. Düğün yerine gelen Peygamber Efendimiz, “Kızı gelin ettiniz mi?” diye sorar. Evet derler. Peygamber Efendimiz, “Kızla birlikte türkü söyleyecek birini de gönderdiniz mi?” buyurur. Hazret-i Âişe, hayır deyince, Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Ensar arasında böyle günlerde eğlence geleneği vardır. Keşke kızla birlikte şarkı söyleyecek birisini gönderseydiniz de onlar şöyle söyleselerdi: “Size geldik, size geldik. Bize şenlik, size şenlik””

Yine Hz. Aişe ra, bir kadını Ensar'dan bir kişiyle evlendirmişti. Peygamberimiz SAV: Ya Aişe, sizin beraberinizde def çalan, şarkı söyleyen şarkıcılarınız yok mu? Çünkü Ensar böyle oyun ve eğlencelerden hoşlanır" (Buhari, Nikah 64/1, VII/28)

İbni Mace bildiriyor ki: Hazret-i Peygamber bir kere Medine’de bir yerden geçerken def çalıp türkü söyleyen kızların, “Nahnu cevarin min beni’n-neccar /Ya habbeza Muhammedün min car” = “Biz Neccaroğuları kabilesine mensup kızlarız. Hazret-i Muhammed ne iyi ve ne hoş bir komşudur” beyitlerini söyleyen kızlara, “ALLAHU YA’LEMU İNNİ UHİBBUKÜNNE” “Allah bilir ki ben de sizi seviyorum” diyerek iltifatta bulundu. (Kettani, et-Teratib, II, 130; Canan, Hadis Ansiklopedisi, XVII, 199-200) ve (İBNİ MACE, NİKAH 21/1899, I/612)

Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi’den ravi edilmiştir: Bir kadın (gelerek): "Ey Allah'ın Resulü! Ben senin yanibaşında def çalmaya nezrettim! (adak adadım)" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Nezrini (adağını) yerine getir!" buyurdular. (Ebu Davud, Eyman 27, (3315)

 

GIYBET YAPMAK HARAMDIR

Allah, Müslümanların birbirleri hakkında dedikodu yapmalarını kesin hükümle haram kılmıştır:

Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir. (Hucurat Suresi, 12)

Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline (Hümeze Suresi, 1)

Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan) (Kalem Suresi, 11)

Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra Suresi, 36)

 

 

KURAN’A GÖRE BİR MÜSLÜMAN HİÇ KİMSEYE, “SEN MÜSLÜMAN DEĞİLSİN” DİYEMEZ, “YARIM İMAN ETMİŞSİN TEBLİĞ YAPAMAZSIN” DİYEMEZ

İslam’a yönelen bir kişiye “sen yarım Müslümansın, İslam’ı anlatamazsın” denilemez. Allah, Kuran’da Müslümanların birbirlerini bu şekilde yargılamalarını haram kılmıştır. Allah şöyle bildirir:

Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız (savaşa çıktığınız) zaman gerekli araştırmayı yapın ve size (İslam geleneğine göre) selam verene, DÜNYA HAYATININ GEÇİCİLİĞİNE İSTEKLİ ÇIKARAK: "SEN MÜ'MİN DEĞİLSİN" DEMEYİN. Asıl çok ganimet, Allah Katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 94)

Bir Müslüman bir başka Müslüman hakkında suizanda bulunmamalıdır. Çünkü Kuranda kalplerde olanı ancak Allahın bileceği bildirilir:

... Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir. (Ahzap Suresi, 51)

... Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi 119)

... Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz, böylece yaptıklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı olanı bilendir. (Zümer Suresi, 7)

 

TEBLİĞ YAPMAK TÜM MÜSLÜMANLARA FARZDIR

Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Al-i İmran Suresi, 104)

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)

2012-10-06 15:00:16

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top