RAMAZAN 2009 - 1.Gün







… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)






"Müminin işi takdire şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu meziyet yalnız müminlere mahsustur. Zira o sevineceği bir şey olursa şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına bir bela gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır." (Müslim)

 






'İslam, Avrupa'da artık misafir değil, ev sahibi' / Zaman Gazetesi / 09.10.2008



İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, İslam dininin Avrupa’da artık misafir değil, ev sahibi olduğunu söyledi. Yaptığı açıklamada, Avrupa medeniyetinin İslam kültüründeki bilim, felsefe ve insani değerlerdeki katkılarla inşa edildiğini vurguladı. İKT Genel Sekreteri şöyle konuştu: “Biz diyoruz ki, İslam Avrupa’nın yabancısı değildir, dışarıdan gelmiş bir unsur değildir. İslam, 13-14 asırdır Avrupa’da. Endülüs, 8 asır; Balkanlar’daki Osmanlı idaresi 4-5 asır… Bütün bunların üstünde, bugün Avrupa’da 14 milyon Müslüman insan yaşıyor. Avrupa bir İslam kıtası olarak varlığını sürdürmekte. Yani artık İslam, Avrupa’da… tam bir kurucu unsurdur.”

İslam dini insanların karşı karşıya oldukları tüm sorunlara çözüm getirecek tek hak dindir. İslam ahlakının Avrupa’da yaşanması, ahlaki, iktisadi ve siyasi açıdan tüm toplumlara güvenlik sunacaktır. Yüce Allah, insanların İslamiyet’e yönelmeleri ile birlikte üzerlerindeki tüm sıkıntıları kaldıracaktır. Kuran'da Rabbimiz'in bu müjdesi şöyle haber verilmiştir:

Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim…. (Maide Suresi, 3)





Allah Sonsuz Bir İlme ve Yaratma Gücüne Sahiptir


Evrendeki kusursuz düzen öyle mükemmeliklerle doludur ki, Allah bunları Kendi büyüklüğünü ve üstün gücünü düşünmemiz için yaratmıştır. Kuran’da Allah’ın var ettiği bu düzenin yaratılış amacı ve mükemmelliği bildirilirken, "... Sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz öğrenmeniz için." (Talak Suresi, 12) şeklinde buyrulmaktadır. Bu nedenle müminlerin Allah’ın kadrini, yaratma ilmini ve sanatını hakkıyla takdir etmeleri, büyük önem taşımaktadır.

"Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, Biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkça göstermek için..." (Hac Suresi, 5)





"... Gerçekten Allah her şeye güç yetirendir. " (Bakara Suresi, 20) ayetiyle bildirildiği üzere Allah öyle büyük bir ilme sahiptir ki insana göre "sonsuz" olan, Allah'ın Katında bitmiş durumdadır. Zamanın ilk yaratıldığı andan sonsuzluk anına kadar geçecek olan her olay, her düşünce, vakitleri ve şekilleri ile Allah'ın ilmiyle belirlenmiş ve O'nun Katında yaşanıp bitmiştir. (www.bilgilerdunyasi.net)

Allah'ın yaratma ilmi, bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm kavramlar için geçerlidir. Nitekim "... ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır." (Nahl Suresi, 8) ayetiyle, Allah'ın bilmediğimiz nice şeyler yarattığına dikkat çekilmiştir.

Ramazan boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümde verilecek örneklerin tümü, Allah'ın dilemesiyle O'nun sınırsız gücü ve büyüklüğü ile gerçekleşmektedir.

Allah'ın ilmi sonsuzdur. Biz ancak Allah'ın ilminden bize izin verdiği kadarını kavramaya güç yetirebiliriz. Burada iman edenlere düşen önemli görev, Allah'ın büyüklüğünü hakkıyla takdir etmek, O'nun benzersiz varlığı ve yarattıkları üzerinde düşünmek ve anlayışlarının sürekli artması için dua etmektir. Çünkü Kuran'da bu ahlaka sahip müminler, Allah Katından güzel bir karşılık ile müjdelenmişlerdir:

“Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.” (Nisa Suresi, 162)





Kuran'ın indirildiği dönemde bilinmesi mümkün olmayan bilimsel gerçekler, geçmiş dönemlerle ilgili verilen haberler, gelecekle ilgili işaret edilen olaylar, kelime tekrarları, 19 sayısı ile ilgili hesaplamalar, ebced yöntemi ile ortaya çıkan dikkat çekici tarihler, Kuran'ın mucizevi yönlerinden yalnızca bir kısmıdır. Kuran bilimsel ve matematiksel mucizelerinin yanı sıra, benzersiz üslubu ve kafiye sistemindeki üstünlük ile de taklit edilemezdir. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Kuran Mucizeleri, genişletilmiş 4. baskı)

Bu mucizevi örneklerin sayısı her geçen gün artmaktadır; artmaya da devam etmektedir. Kuran ayetlerinin müteşabih olma (birden çok anlama gelme) özelliği sayesinde, gelecek yıllarda da Kuran'ın daha pek çok mucizesinin gün ışığına çıkması söz konusudur. (Doğrusunu Allah bilir.) Kuran-ı Kerim, sonsuz akıl ve ilim sahibi Allah'ın sözü olarak, insanların kavrayamadığı ya da henüz anlamaya bilgilerinin yeterli olmadığı pek çok bilgiyi de kapsamaktadır. Bu bilgiler gelişen teknoloji ve bilim sayesinde, -Rabbimiz'in dilediği zamanda ve dilediği miktarda- gün ışığına çıkmakta ve Kuran'ın mucizevi yönlerini pekiştirmektedir. (www.Kuranmucizeleri.com)

Kuşkusuz Kuran'ın Allah'ın vahyi olduğuna iman etmemiz için, bu tür mucizevi özellikler ya da Kuran'ın bilimle uyumunu tasdik eden örnekler görmemize gerek yoktur. Kuran, bilimsel keşifler yapılmadan önce de insanlar için doğruyu yanlıştan ayıran, Allah'ın sonsuz hikmet ve ilmini yansıtan bir kitaptır. Ancak bu kitaptaki örnekler, din ahlakından uzak yaşayan pek çok kimsenin imana yaklaşmasına, Müslümanların ise şevklerinin artmasına ve imanlarının derinleşmesine vesile olmaktadır. Bir Kuran ayetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun... (Fussilet Suresi, 53)





Ramazan Ayı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümde Yüce Allah’ın Kuran’da çeşitli örneklerle dikkat çektiği Müslüman karakterinin nasıl kazanılacağını anlatacağız.

Müslüman için herşey bir güzelliktir. Nimetlerin güzellik olması gibi Allah'ın dünyadaki imtihanın gereği olarak yarattığı zorluklar, sıkıntılar, hastalıklar, geçici olan dünya hayatının acizlikleri, Allah'ın Kuran'da da bildirdiği, inanmayanların baskı ve tehditleri… Bunların tümü zor anlarda sabır gösterip Allah'a tevekkül ettiklerinden dolayı Müslüman için güzelliklere, ecirlere dönüşen nimetlerdir. Yüzeysel ve Kuran ahlakından uzak bir bakış açısıyla bakıldığında zorluk ve sıkıntı gibi görünen herşey, sabır ve imanla mümin için hem dünyada hem de asıl hayatı olan ahirette sonsuz güzelliğe dönüşür. Kaderini yaşadığını bilmenin bilinci ve sevinciyle daima olumlu bir ruh hali içindedir. Bu nedenle de bir mümin Allah'ın karşısına çıkardığı herşeye hikmet ve Allah'ın rızasını kazanması için çaba harcayacağı bir sebep gözüyle bakar. Bu davranışları da Allah'ın izniyle yüksek bir ahlaka vesile olur.

İnkar edenler de kaderleriyle birlikte yaratılmıştır. Allah'ın rızasını değil kendi nefislerini amaç edinen insanların hayatı, tüm güzelliklerden ve Allah'ın Müslümanlara sunduğu nimetlerden yoksun olarak geçer. Allah'ın verdiği en büyük nimetler olan iman, vicdan rahatlığı, huzur, Allah sevgisi, Allah korkusu, ahiret sevinci inkar edenlerin mahrum oldukları nimetlerdir.  Allah'ın imtihanın bir gereği olarak dilediği kişiye verdiği, sağlık, maddi imkanlar gibi fiziksel nimetler ise inanmayanlar için ahirette sonsuz azaba dönüşecektir.

İnsan, ruhunu kontrol edebilen ve nefsini eğitebilme özelliğine sahip bir varlıktır. İnce düşünür, detayları fark eder. Güzelliklerden zevk alır, ruhu estetik ve temizlikten zevk alacak şekilde yaratılmıştır. Öfkesini kontrol eder, aklını kullanır. Hayvanlar ise Allah'ın insan ruhuna ilham ettiği bu üstün özelliklerden yoksundurlar. Böyle bir kaderle yaratıldıkları için bu şekilde yaşamaktadırlar.

Güzel Ahlak Dünyada da Ahirette de Allah'tan Bir Rahmettir

Gerçek bir iman ve Allah korkusu, insanı her an Yüce Rabbimiz'in istediği gibi bir tavır ve ahlak üzerinde olmaya, şeytanın ve nefsinin isteklerinden sakınmaya, onların oyunlarına karşı dikkatli olmaya yöneltir. Allah'a karşı içli ve saygı dolu bir korku, aynı zamanda insanın akıl ve şuurunu açar, vicdanını her an ayakta tutar. Mümini çok üstün bir ahlak seviyesine ulaştırır. Böyle bir insan, Allah'ın razı olmayacağı bir tavır içerisine girmekten şiddetle sakınır, nefsinin azgınlıklarını, sınır tanımaz kötülüklerini dizginler, sürekli olarak hayır düşünür ve hayırlı fiillerde bulunur. Allah'ın razı olmayacağı, beğenmeyeceği davranış ve düşüncelere asla tenezzül etmez. Allah'ın kendisini her an gördüğünü, işittiğini ve izlediğini bilip, hesap gününden şiddetle korktuğu için, bu ahlakını nerede olursa olsun bozmaz. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), güzel ahlakın önemini bir hadis-i şerifinde şu şekilde belirtmiştir:

“Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak  sahipleri girer.” (Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.792)

Allah'ın sevdiğini bildirdiği ahlak özelliklerine sahip olmak için çaba harcayan bütün samimi Müslümanlar, sonsuz merhamet, rahmet, akıl ve güç sahibi olan, iman sahibi kullarını seven, onları koruyup kollayan, dünyada ve ahirette onların iyiliğini isteyen, onlara dünyada güzel ve şerefli bir hayat, ahirette de cenneti müjdeleyen Allah'ın güvencesindedirler. Dolayısıyla bu sevinç dolu nimeti, Müslümanlar hiçbir zaman unutmamalı, Allah'ın sevgisini kazanmaya vesile olacak bu ahlak özelliklerine sahip olmak için çaba harcamalı ve birbirlerine cennetin müjdecisi olmalıdırlar. (www.harunyahya.net)





Darwinizm'in Yalanları Deşifre Olmuştur

19. yüzyılın ilkel koşulları altında ortaya atılan evrim teorisinin, gelişen bilim ve teknolojinin bulgularıyla geçersizliği ispatlanmış, Darwin'in iddialarının hiçbir gerçekliği olmadığı görülmüştür. Evrim sürecinin mekanizmaları olarak öne sürülen doğal seleksiyon ve mutasyonların, Darwinistlerin ön gördüğü gibi bir etkisi olmadığı, yani yeni canlı türleri meydana getirmelerinin imkansız olduğu anlaşılmıştır.

Darwinizm'e asıl darbeyi vuran ise fosil bulguları oldu. Darwin'in iddiasına göre, bütün farklı canlı türleri sözde tek bir ilkel atadan meydana gelmişti. Bu iddianın ispatlanabilmesi içinse, canlı tarihinin önemli bir belgesi olan fosil kayıtlarında, bu sözde ilkel atayı ve bu hayali atadan türlerin nasıl geliştiğini gösteren izler olmalıydı. Örneğin, eğer tüm memeliler evrimcilerin iddia ettiği gibi sürüngenlerden türemişlerse, mutlaka yarı sürüngen yarı memeli bir canlıya ait fosilin bulunması gerekiyordu. Yapılan araştırmalarda, pek çok canlı türüne ait, milyonlarca fosil elde edildi. Ancak canlı türleri arasında geçiş olduğunu gösteren bir tane dahi fosil bulunamadı. Bulunan tüm fosiller, canlıların sahip oldukları tüm özelliklerle eksiksiz olarak bir anda ortaya çıktıklarını, yani yaratıldıklarını göstermekteydi.

İşte bu yıl Ramazan ayı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümde söz konusu fosillerden örnekler verilecek ve Rabbimiz’in benzersiz yaratması bir kere daha gözler önüne serilecektir.



100 MİLYON YILLIK TİMSAH FOSİLİ

Timsahlar yaşayan fosil örneklerinden biridir. Bütün vücut yapıları eksiksiz bir biçimde aniden ortaya çıkmış ve yüz milyon yılı aşkın bir süredir (timsahların 140 milyon yıllık fosilleri bulunmaktadır) hiçbir değişim geçirmeden günümüze ulaşmışlardır. Resimdeki 100 milyon yıllık timsahla, günümüzdekiler arasında bir fark olmaması, bu gerçeği bir kez daha vurgulamaktadır.





HZ. MEHDİ (A.S.), HİCRİ 1400 (MİLADİ 1980) YILINDA TEBLİĞ HİZMETİNE BAŞLAYACAKTIR

İNSANLAR 1400 SENESİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN  YANINDA TOPLANACAKLARDIR.

(Risaletül Huruc-ül Hz. Mehdi, s. 108)

Hz. Mehdi (a.s.)'nin İstanbul’da faaliyete başladığı ve çevresinde insanların ilk toplanmaya başladığı yılın Hicri 1400 olacağı bu hadiste açıkça belirtilmiştir. Ayrıca Hz. Mehdi (a.s.)'nin tebliğ çalışmalarına Hicri 1400’de başlayacağını Bediüzzaman da eserlerinde şu sözlerle belirtmiştir:

“İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ (Hz. Mehdi (a.s.)'nin gelişini) ASIRLARINDA KARİB (yakın) ZANNETMİŞLER.”

(Sözler, s. 318)

HİCRETTEN 1400 SENE SONRAKİ AKİDLERDEN İKİ VEYA ÜÇ AKİD SAY (Bir akid on senedir). O VAKİT MEHDİ EMİN ÇIKAR.

(Esme-l Mesalik Lieyyam-il Mehdîyy-il Meliki Li Küll-id Dünya Biemrillah-il Malik, Kelde bin Zeyd 216)






TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR ÜLKE

Ne Demişti

Çay TV, 23 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Herkes samimi olarak inansın, gerçekten Türkiye iyiye gidiyor ve gerçekten süper devlet olacağız. Türkiye hiç tarihte olmadığı derecede büyük bir devlet olacak. Türk İslam aleminin lideri olacak inşaAllah. Bu tarihi misyonun başlangıç aşamalarındayız. Ve bütün dünyayı, anarşiden, terörden sıkıntıdan azaptan, her türlü acıdan kurtaracak bir milletir Türk milleti. Gerçekten çok asil efendi, böyle çileyle, acıyla yoğrulmuş bir millettir ve dünyayı yönetmeye dünyaya faydalı olmaya yönelik bir ruhu vardır. Allah o görevi bu millete vermiş görünüyor inşaAllah. Çok yakın zamanda bunu göreceğiz inşaAllah.

Azerbaycan Devlet Haber Ajansı, 14 Ağustos 2008

Adnan Oktar:
İşin doğrusu Türkiye, dünyanın en büyük devletidir. Yani, abartmıyorum en büyük devleti. Şöyle olacak, Türk İslam Birliğinin, büyük Türk İslam Birliğinin lideri olarak Avrupa Birliğine girecek Türkiye, o zaman hem Avrupa’yı besleyecek, hem Avrupa’yı güçlendirecek, hem Rusya’nın beli doğrulmuş olacak, hem Ermenistan rahatlayacak, hem İsrail rahatlayacak, hem Filistin sorunu hallolacak. YANİ TÜRKİYE BÜTÜN DÜNYAYI KURTARACAK BİR DEVLETTİR. BÜTÜN DÜNYANIN SİGORTASI GİBİDİR TÜRKİYE. ÇOK HAYATI BIR DEVLET BUNU 10, 20 YIL İÇERİSİNDE BÜTÜN DÜNYA GÖRMEYE BAŞLAYACAK VE BÜTÜN DÜNYAYI KARDEŞ HALİNE GETİRECEKTİR TÜRKİYE. Bu Allah’ın inşaAllah kanunu, kader böyle inşaAllah.


Ne Oldu

Yeniasya, 27 Nisan 2009


Çanakkale Kara Savaşları'nın 94. yıl dönümü törenleri için Türkiye'ye gelen Smith, Türkiye'nin bölgesinde her geçen gün daha önem kazanan bir ülke olduğunu düşündüklerini belirterek, ''Türkiye sadece bölgesinde etkili olmakla kalmıyor. Yaklaşımını, değerlerini sadece bölgesine değil, tüm dünyaya aktarıyor'' diye konuştu.

Avustralya'nın AB üyesi olmadığını ancak Türkiye'nin AB üyeliğini kuvvetle desteklediğini anlatan Smith, şöyle konuştu:

''AB üyeliği sadece Türkiye'nin kazanımı olmayacak. Türkiye'nin üyeliği, AB'nin gelişmesi ve güçlenmesinde önemli rol oynayacak. Türkiye çok önemli, dikkate alınması gereken ve bölgesel etkiye sahip bir ülke.'

 

Harun Yahya’nın eserlerinden yararlanarak hazırlanmış olan pek çok site, bu sitede toplu olarak tanıtılmaktadır. Allah’ın varlığının delillerini, Allah’ın Kuran’da dikkat çektiği konuları, imana yönelten yaratılış delillerini bulacağınız bu sitelerin amaçlarından biri insanları iman etmeye davet etmektir. Allah’ın varlığının delilleri üzerinde derin tefekkür eden her vicdanlı insan O’nun varlığını ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edecek, O’nu daha yakından tanıyacak, O'na duydukları iman, sevgi ve korku daha da artacaktır.
2009-07-19 10:23:57

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top