RAMAZAN 2009 - 18.Gün







Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En’am Suresi, 32)






"Sizin ölüler diyarına varmanız ve orada yaptıklarınıza karşılık rehin olarak kalmanız yakındır. Sizi de kabir kucaklayacak... Ahiret için çalışmadan ahireti uman, uzun emellerin peşinde koşup tevbeyi geciktiren, dünyayı sevmeyen kişilerin diliyle dünyadan bahsettiği halde dünyayı sevenler gibi çalışan, kendisine verilince doymayan, verilmeyince sızlanan kimselerden olmayın." (İbn-i Mace)

 






''Amerika İçeriden Müslüman Oluyor'' / Yeni Şafak Gazetesi / 26.01.2009




Amerika’da hapishaneye giren pek çok kişi cezasını çektikten sonra hapishaneden dışarıya Müslüman olarak çıkıyor. ABD’de Pensilvanya eyaletinde State College’de SCI Huntingdon’da 5 yıldır mahkumlara imamlık yapan ve bu sürede 59 kişinin İslam’ı seçmesine vesile olan Bilgin Erdoğan, ‘2400 kişinin kaldığı hapishanede her dört kişiden biri Müslüman’ diyerek durumu özetliyor. Erdoğan, hapishanede İslamiyet’i seçmelerinin ardından, hayatlarını baştan aşağı değiştiren mahkumların, dışarı çıktıktan sonra da ailelerinin İslam’ı seçmelerine vesile olduklarını dile getiriyor. Çalıştığı kurumda 600’e yakın Müslüman olduğunu; bunlardan 400 kadarının Ramazan’da oruç tuttuğunu bildiren Bilgin Erdoğan Amerikan hapishanelerinde insanlara Cuma namazlarını kıldırdığını ve hutbe okuduğunu söyledi. Erdoğan, cezaevlerinde neler anlattığı hakkında şunları söyledi:

“Kuran ve hadis dersleri yapıyoruz. Onları tekrar topluma kazandırmaya çalışıyorum. Yüreklerine merhamet kazımaya çalışıyorum. Tekrar eski suçlarına geri dönmemeleri için dinden referansla konuşuyorum. Bir mahkum vardı yaşlıca, hapishaneye girdikten sonra Müslüman olmuş. Eşi ve yedi çocuğu var. Önce eşi sonra çocukları ve torunları Müslüman oldu. Yani hapishanede Müslüman olmasından sonra 49 kişiye vesile olmuş.”

Amerikalıların neden İslam’ı seçtiği sorusunu ise Erdoğan şöyle yanıtlıyor:

“İslam gerçekten fıtrat dini. İslam’ın mesajı cazip geliyor ve içeride vicdanlarıyla baş başa kalan insanlar bu mesajı algılama imkanı buluyorlar. Bu insanlar tutsak da olsa dışarıdaki toplum zindanına nazaran ruhen daha özgürler. Mahkumlar Kuran okuyup, Arapça çalışıyorlar. İçeride teheccüd namazı (gece namazı) kılan onlarca insan var. On günde bir hatim yapanlar bile var”

Allah’ın sözleri olan Kuran, insanları şeytanın aldatmalarından ve kurduğu tuzaklardan korur. Allah tüm insanlara bir hidayet olarak indirdiği Kuran için ayetlerde şöyle bildirmektedir:

Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi. (Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. (Kamer Suresi, 4-5)

Müslümanlar, hayatlarının her anında Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanabilme çabası içerisinde oldukları için haram olan hiçbir fiile yanaşmazlar. Allah’tan korkan salih müminlerden oluşan bir topluluk, yeryüzünün en güvenilir topluluğu demektir. Çünkü bu insanlar daima İslam dininin özündeki sevgi, şefkat, merhamet ve kardeşlik anlayışıyla hareket ederler. Hayatlarının son anına kadar kendilerini ihsanda bulunan yani iyilik yapan kimseler olarak Allah’a teslim ederler. Kuran'da müminlerin bu üstün ahlakları şöyle bildirilmiştir:

Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 208)




Sincapların Mükemmel Savunma Tekniğine Sahip Kuyrukları

Yuvalarını ağaç dalları yerine yerde yaptıkları için yer sincapları olarak adlandırılan sincaplar da, diğer canlılar gibi evrimcilerin iddialarını çürüten muhteşem özelliklere sahiptirler. Nitekim Science dergisinin 15 Ağustos 2006 tarihli yayınında yer alan bir habere göre, California Üniversitesi'nden Aaron Rundus'un yer sincapları hakkında ortaya çıkardığı bir gerçek, evrendeki benzersiz yaratılış örneklerinden birini daha gözler önüne sermiştir. 

Yer Sincaplarının Mükemmel Savunma Sistemleri

Yer sincapları, ağaçlardaki yuvalara oranla daha savunmasız olan yerdeki yuvalarının korunması için büyük bir dikkat gerektiren tedbirler alırlar. Çünkü yer sincaplarının savunmasız yavrularının en büyük düşmanı yılanlardır. Çıngıraklı yılan ve diğer yılan türleri yuvaya sessizce yaklaşarak ani bir atakla yer sincaplarının yavrularına saldırıp onları avlayabilirler. Fakat yetişkin sincaplar, Yüce Allah’ın üstün aklının bir eseri olan muhteşem donanımları sayesinde yılanların saldırılarını önleyebilirler. Üstelik bunu yaparken yılan türlerine göre taktik değiştirirler.

Sincaplar Yılan Türlerini Nasıl Ayırt Edebiliyorlar?

Çıngıraklı yılanlar ısıya karşı çok hassastırlar. Avları olan küçük memelilerin çıkardıkları kızılötesi ışımayı ya da sıcaklığı belirlemede uzman bir organları vardır. Çıngıraklı yılanın başının ön kısmındaki göz çukurlarında bulunan bu ısı algılayıcılar, çevresindeki avın vücut sıcaklığının neden olduğu infrared (kızılötesi) ışını saptar. Bu saptama, ortam sıcaklığındaki 1/300'lük derece artışını saniyenin binde 35'i kadar kısa bir sürede tespit edebilecek kadar hassastır. İşte yer sincapları da çıngıraklı yılanların ısıya duyarlı olan bu özelliklerinden yararlanırlar.

Araştırmacılar yer sincabının çıngıraklı yılanlara karşı kuyruk sallayarak gösterdiği tepkinin aynısını diğer yılanlara da gösterdiğini gözlemlemişlerdir. Ancak kızılötesi görüntüleme cihazları kullanıldığında sincapların çıngıraklı yılan tehdidi ile karşılaştıklarında vücutlarındaki kan akışını hızlandırarak kuyruk sıcaklıklarını 50C arttırdıkları belirlenmiştir. Çıngıraklı yılanın aksine ısıya duyarlılığı olmayan boğa yılanlarıyla karşılaştıklarında ise kuyruk ısılarında bir değişim olmamıştır. Sincapların seçici davranması ve kızılötesi kuyruk sallama tepkisini sadece çıngıraklı yılan için kullanmaları onların kusursuz bir ilimle yaratıldıklarını ortaya koymuştur.

Yılan Zehrine Karşı Alınan Önlem

Çıngıraklı yılanların en tehlikeli özellikleri öldürücü olan zehirleridir. Ancak yer sincapları yılanların bu öldürücü zehrine karşı bağışıklık sağlayan kan proteinlerine sahiptirler. Bu nedenle çıngıraklı yılanlara uzun süre ve yoğun şekilde karşı koyabilirler. Elbette, bu özellik Yüce Allah’ın sincaplara bahşettiği nimetlerden yalnızca biridir. Evrendeki herşeyi mükemmel bir kusursuzluk içinde yaratan Yüce Allah, her şeyin Kendi kontrolü ile hareket ettiğini şöyle haber vermiştir:

“Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.” (Talak Suresi, 12)
 

Kaynak:
http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?artid=1950100
Science NOW Daily News, Betsy Mason, A Tail of Self Defense, 15 Ağustos 2006






Kuran’da Dikkat Çekici Sayılar-3

HZ. MUSA İLE 30 GECE VE 10 GECE İÇİN SÖZLEŞİLMESİ

Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun’a “Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma” dedi. (Araf Suresi, 142)

 “30 gece” anlamına gelen “selasine leyleten” ifadesinden itibaren, ibare sonuna kadar olan hece adedi 30. (İbare sonunda durarak.)

“Selasine leyleten” (30 gece) ifadesinden sonra ayet sonuna kadar, “selasine leyleten” ifadesine ait harf adedi 30. (Se: 0, lam: 9, ye: 10, nun: 5, te: 6, lamelif: 2)

 “Selasine” (30) kelimesinden itibaren, ibare sonuna kadar olan hece adedi 30. (İbare sonunda durarak.

 Ayette “selasine” (30) kelimesinden sonra ayet sonuna kadar, surenin mukataa harfleri olan “elif, lam, mim, sad” harflerinin kullanım sayısı 30’dur. (Elif: 11, lam: 11, mim: 7, sad: 1, lamelif: 2)

 Ayette “aşr” (10) kelimesine gelinceye kadar olan noktalı harflerin harf adedi 10.

 “Aşr” (10) kelimesinden sonra ibare sonuna kadar olan noktasız harf adedi 10.

 “Aşr” (10) kelimesi, Araf Suresi’nde sondan başa doğru 10. sayfada bulunmaktadır.

 Ayette “aşr” (10) kelimesine gelinceye kadar, surenin mukattaa harfleri olan “elif, lam, mim, sad” harflerinin kullanım sayısı 10’dur. (Elif: 4, lam: 3, mim: 3, sad: 0)

 “Ve ona bir on daha ekledik” anlamına gelen “ve etmemnaha biaşrin” ifadesinde kullanılan harf çeşidi 10’dur. (Vav, elif, te, mim, nun,he, be, ayn, şın, ra)






Kıskançlık Kuran Ahlakına Aykırı Bir Davranış Bozukluğudur

Kıskanç insanlar, yaşamları boyunca iç içe yaşadıkları insanların hemen hemen herşeylerini; daha başarılı, daha güzel ya da daha yetenekli olmalarını, servetlerini, hatta çocuklarını dahi kıskanırlar. Başkalarının iyiliğinden, güzelliğinden ya da başarısından zevk almak, mutlu olmak yerine bunlardan sıkıntı duyarlar. Çoğu zaman kıskandıkları insanların nimete kavuşmaları onları hoşnutsuzluğa sürükler, hırslandırır. Hatta içlerindeki bu hırs onları karşılarındaki insanlara zarar verme isteğine kadar götürebilir. Kuran'da müminlere, "haset edenlerin şerrinden Allah'a sığınmaları" şu şekilde bildirilmektedir:

"De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfüren-kadınların şerrinden ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden." (Felak Suresi, 1-5)

Kuran'da kendilerine doğru yolu gösteren hak kitaplar geldiği halde insanların birbirlerine karşı olan 'azgınlık ve kıskançlık'ları nedeniyle anlaşmazlığa düştükleri, doğru yoldan saptıkları bildirilir.

İnsan doğru yolu bilip gördüğü halde sırf kapıldığı kıskançlık hissi nedeniyle yanlış yola sapabilmektedir. Çünkü kıskançlık, insanın akılcı düşünmesini, olayları isabetli şekilde muhakeme edebilmesini engeller. Bu duyguya yenik düşen bir insan, olaylar karşısında Kuran ahlakına uygun tepkiler veremez, samimi ve ihlaslı tavırlar gösteremez. Böyle bir durumda onu yönlendiren aklı ve vicdanı değil, şeytanın sözcülüğünü yapan nefsi olur. Nefis ise Kuran'da bildirildiği üzere “…var gücüyle kötülüğü emredendir” (Yusuf Suresi, 53). Bu nedenle bir kişinin Rabbimiz'in razı olacağı umulan, huzurlu ve mutlu bir yaşama sahip olması için öncelikle nefsinin fısıldadığı kıskançlık duygusundan arınması gerekir. (http://www.divxvar.com)





Kıskançlık Müslümanların Gücünü Kırıcı Etki Yapar

Peygamberimiz (sav) "Bir kimse din kardeşinin ayıbını onun hoşlanacağı şekilde örterse, Allah da kendisini dünya ve ahirette hoşnud eder." (Risale-i Nur Külliyatı, 20. Lema. s.156) şeklindeki sözüyle Müslümanların her zaman birbirlerinin eksikliklerini tamamlamaları ve hatalarını örtmeleri gerektiğini ifade etmiştir. Aksi durumda aralarındaki manevi birlik ortadan kalkacak ve güçleri gidecektir. Müminlerin güçlerinin gitmesi ise inkar edenlerin gücüne güç katmak anlamına gelir. Hiçbir mümin sırf nefsinin isteklerini tatmin etmek için böyle bir sorumluluğu yüklenmek istemez. Çünkü müminlerin en önemli özellikleri; Kuran ahlakını en mükemmel şekilde yaşamak, bu ahlaklarıyla başkalarına örnek olmak ve onları da din ahlakını yaşamaya teşvik etmektir. Açıktır ki kendisi daha kıskançlığı yenememiş bir insan, böyle bir sorumluluğu gereği gibi yerine getiremez. Mümine yakışan tavır ise "...İyilik ve takva konusunda yardımlaşın..." (Maide Suresi, 2) ayetine uygun olarak “müminlerle ittifak etmek” ve Allah'ın izniyle din ahlakını yaymak için samimi bir çaba sarf etmektir. (www.Kuranahlaki.com)

Allah'a ve ahirete inanmayan bazı insanlar dahi sırf güç kazanmak ve menfaat elde edebilmek için kıskançlığı ve rekabeti bir kenara bırakıp birbirleriyle ittifak edebilmektedirler. Menfaate olan bu düşkünlükleri aralarındaki rekabet ve kıskançlığı bir anda yok edebilmektedir. Bu ittifaklarından da umdukları gibi istifade edip, çıkar elde edebilmektedirler.

İnkar edenler sırf menfaat için böylesine bir güç ve kararlılıkla ittifak edebilirken, Allah'ın rızasını kazanmak gibi şerefli bir amaca sahip olan Müslümanların rekabet ya da kıskançlık duygularından kurtulamayıp ittifak edememeleri Allah'ın izniyle elbette ki söz konusu olamaz. Müminlerin Allah'ın rızasını kazanma konusundaki şevkleri, nefislerinin fısıldadığı kıskançlığı rahatlıkla ortadan kaldırır. Önemli olan ihtilafın nasıl zarar verebileceğini iyi kavramaktır. Bir ayette "Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir." (Enfal Suresi, 46) sözleriyle çekişme ve ihtilafın güç kaybına neden olacağı haber verilmiştir. (http://www.iyilerinittifaki.com)




Mantis Istakozu




Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi

Yaş: 95 milyon yıl

Bölge: Lübnan


Evrim teorisi bir varsayımdan ibarettir. Bir varsayımın bilimsel sayılabilmesi için test edilebilmesi veya bulgularla doğrulanması gerekir, ancak evrimci hikayeler bu kriterlerden yoksundur. Darwinistlerin uzun uzun omurgasızların omurgalılara nasıl dönüştüğü, kuruyan denizlerde susuz kalan balıkların nasıl karaya çıktığı, sinek kovalayan dinazorların nasıl uçmaya başladığı gibi masallar anlatmasının bir anlamı ve bilimsel değeri yoktur. Yapmaları gereken, eğer varsa, yarı omurgasız yarı omurgalı, yarı balık yarı sürüngen, yarı dinazor yarı kuş bir canlıya ait bir tane fosil gösterebilmeleridir. Evrimciler böyle bir tane bile fosil gösteremezken, canlıların evrim geçirmediklerini ispatlayan sayısız fosil vardır. 95 milyon yaşındaki mantis ıstakozu fosili de bunlardan biridir. (http://www.balikfosilleri.com)





HZ. İSA (A.S.) İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELDİĞİNDE, ÜZERİNDE MÜHÜR BULUNAN KİTAPLARLA İSLAM AHLAKINI TEBLİĞ EDECEKTİR

"İsa (a.s.) onu (sandığı) alıp açacak ve içinde bir mühür, bin kitap bulacak, bu kitaplarla İslam’ı ihya edecek."

(Risalet'ül Meşrep elverdi fi mezhebi bil Mehdi, Ali bin Sultan Muhammed-el Kari, s. 4 -Enis el-Cülesci kitabından)

Hadiste verilen bilgiden Hz. İsa (a.s.)’nın, Peygamberimiz (sav)'in mührüyle mühürlenmiş kitapları hazır bulacağı, bu mükemmel eserlerle İslam’ı tebliğ edeceği anlaşılmaktadır.





MİLLETİMİZ SEVGİ ARAR, GÜZELLİK ARAR

Ne Demişti

Çay TV, 23 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Bizim milletimiz sadece huzur ister. Huzur, sevgi, barış ve kardeşlik. Yarım ekmek getirin, az bir şeyde yanında peynir olsun bizim milletimiz onunla yetinir ama ona bol bol yiyecek getirin, bol bol maddi imkan sağlayın ama huzuru ortadan kaldırsanız bunu istemez. Hükümetlerin en  acil görevi huzurdur. Yani millete huzur getirmek bu da demokrasiyle barışla ve kardeşlik inancıyla olur. Bunun üzerinde durmak lazım. Bizim milletimiz çok ekonomik sıkıntılardan badirelerden geçmiştir. Hiçbir şekilde ne ahlakından ödün vermiştir, ne kişiliğinden ödün vermiştir. Ayrıca ekonomik yönden de güçlenmeye doğru gidiyoruz. Yani Türk İslam Birliği içerisinde çok çok zengin olacak Türkiye. Önümüzdeki günler içinde çok çok zengin olacak.

Başkent TV, 27 Şubat 2009

Adnan Oktar: Bizim milletimiz zaten Türk İslam Birliği olsun da zengin olalım rahat olalım düşüncesinde değil. Bizim milletimiz huzur arar, sevgi arar, güzellik arar, maneviyat arar. İnsani bağlantıların güzel olmasını ister. Neşe ister. Sevinç ister. Ona yarım ekmek ver biraz da peynir ver benim milletime yeter. O hırsı yoktur, sevgi hırsı vardır. Muhabbet, dostluk, arkadaşlık hırsı vardır. Türk İslam Birliği getireceği nimetler içerisinde en önde gelen şey manevi yapımızdaki mükemmelliktir. Bu bize zenginlik getirecektir. Dolayısıyla tabi ki insana yatırım yapılacaktır. Ama insana yatırımı istemeyen ateist siyonistler var, masonlar var ve komünistlerden de masonlarla bağlantılı olan komünistlerden bayağı bir insan var. Yani ters yönde, ters kafada tavır koyan.



Ne Oldu

TRT, 26 Nisan 2009


Konuşmasında belediye başkanlarına da seslenen Erdoğan, "Ulaşılmaz başkan olursanız bunun hesabını milletten önce biz sorarız. Gurura, kibre, şöhrete, makam sevdasına, ihtirasa kapılırsanız bunun hesabını önce biz sorarız. AK Partili belediye başkanları kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi olmak zorundadır. Zira, yönetim bizim işimiz, adalet bizim şiarımız. İnsana hizmet etmek insanı yüceltmek bizim amacımız" diye konuştu.

AK Parti'nin temsil ettiği davanın Türkiye büyüklüğünde bir dava olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu davaya gönül verenler, bu kadroda yer alanlar, hiçbir zaman marjinal siyaset anlayışlarına tenezzül etmezler. Türkiye büyüklüğünde düşünmek, bize oy verse de vermese de Türkiye Cumhuriyeti'nin istisnasız bütün vatandaşlarını kucaklamaya mecburdur. Ayrımcılık yapanların, adalet yerine imtiyaz isteyenlerin, kendisi gibi düşünmeyenlerin, çoğulcu demokrasiyi, tek bir ideolojilerin izanı altına almak isteyenlerin AK Parti siyasetinde yeri yoktur, olamaz. Bu kervanda yer alanlar hukuka, millete karşı mesuldür, mahşeri vicdana karşı mesuldür. Hiçbir makam ve mevki, hiçbirimize baki değildir. Öyleyse halka hesap veren, açık, şeffaf bir yönetim sergilemek durumundayız.
Şükür, Kuran'da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Yetmişe yakın ayette şükretmenin öneminden bahsedilir, müminlere şükretmeleri hatırlatılır, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilir, akıbetleri anlatılır. Şükrün Kuran'da bu derece önemle vurgulanmasının nedeni, bunun imanın ve tevhidin en büyük göstergelerinden biri olmasındandır. Bir ayette şükretmek, "yalnızca Allah'a kulluk etme"nin şartı olarak belirtilir:

Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin. (Bakara Suresi,172)


2009-07-19 10:48:47

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top