Keşmir'de çözümsüzlüğün çözümü

 

İki ülke,

Yaklaşık 70 yıldır birbirine düşman olan iki büyük ülke,

Birisi, BM İnsani Gelişme Endeksi’ne göre 136. sırada olmasına rağmen dünyanın 1 numaralı silah alıcısı; diğeri ise, aynı endekse göre 146. sırada ve dünyanın en çok silah ithal eden 11. Ülkesi,

Dahası, her iki ülke de çok sayıda nükleer silaha sahip,

Tahmin ettiğiniz gibi, bu iki ülke Hindistan ve Pakistan,

Düşmanlığın başlıca nedeni ise, Keşmir.

Keşmir'in Yakın Tarihi

Sık sık haberlere konu olan Keşmir, üç büyük ülkenin buluştuğu yerde, Hindistan, Pakistan ve Çin arasında yer alan küçük bir bölge. Ancak son zamanların en uzun süren uluslararası anlaşmazlıklarından birinin nedeni. Eski ABD Başkanlarından Bill Clinton’ın ifadesi ile “dünyanın en tehlikeli bölgesi”.

1947 yılı, Hindistan’ın bağımsızlığını kazandığı ve Pakistan’ın kurulduğu yıl olarak bilinir. Aynı zamanda da Keşmir Sorunu’nun dünya siyaset sahnesine çıkış yılı. Keşmir, o tarihte, İngiliz sömürgesi ve Hintli bir mihrace tarafından yönetilen bir prenslik. Mihrace’nin Hindistan’a bağlanma kararı alması ve ilhak anlaşmasını imzalaması bir dönüm noktası olur. Böylece 1947, 1965 ve 1999’da Hindistan ve Pakistan arasındaki üç ayrı savaş, ayaklanmalar, sınır çatışmaları ve zulümler ile anılacak Keşmir Sorunu başlar.

Günümüz Keşmir’i büyük oranda 1947 Savaşı’nın ardından şekillenir ve aslında üç farklı bölgeden oluşur. Jammu-Keşmir olarak adlandırılan orta ve güney kesimleri Hindistan’ın bir eyaleti; 12 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i Müslüman, yüzde 25’i ise Hindu, ayrıca Sihler, Budistler gibi küçük azınlıklar var. Keşmir’in kuzey bölgesi Gilgit-Baltistan ve batısındaki Azad Keşmir ise Pakistan’ın kontrolü altında; 3.6 milyonluk nüfusunun tamamı Müslüman. Doğuda, Çin işgalinde yerleşim alanı olmayan bir bölge daha mevcut.

Sorunun çözümsüzlük batağına saplanması tarafların tamamen zıt bakış açılarıyla ilgili. Hindistan’ın tezi, 1947’deki ilhak ile Keşmir’in bütününün “Hindistan’ın ayrılmaz bir parçası” olduğu; Pakistan’ın milli görüşü ise, çoğunluğu Müslüman olan Jammu-Keşmir’in Pakistan’a ait olduğu şeklinde.

Keşmir'in Karanlık Yılları

Keşmir’in bugünkü sınırları ve statüsünden sadece Yeni Delhi ve İslamabad yönetimleri değil, Keşmir halkının büyük çoğunluğu da memnun değil. İki rakip devletin arasında sıkışan, tamamen kendilerini ilgilendiren konularda söz hakkı tanınmayan, terör, korku ve baskı ortamında yaşamak zorunda kalan mazlum Keşmir halkı; olumsuzluklardan en çok etkilenen ise genellikle Hindistan yönetimindeki Keşmir Müslümanları.

Jammu-Keşmir % 70’lik oran ile Hindistan’da Müslümanların çoğunlukta olduğu tek eyalet. Müslüman kesim arasında geniş özerklik, bağımsızlık veya Pakistan’a bağlanma gibi çeşitli eğilimler var. Daha sorunun başlangıcında, 1948 yılında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Keşmir halkının kendi geleceğini belirlemek için halk oylaması yapılması yönünde karar alınmışsa da, Hindistan bunu kabul etmiyor.

1980’li yıllarda tepkiler eyleme dönüşmeye başlıyor; 1990’lu yılların başından itibaren, Pakistan tarafından desteklenen silahlı militan grupların devreye girmesiyle, direniş ve ayaklanmalar şiddetleniyor. Hindistan güçleri isyanları bastırsa da çok kan dökülüyor ve bu dönemde yaklaşık yüz bin insan hayatını kaybediyor.

Hindistan Ordusu’na bağlı bazı birimlerin ağır insan hakları ihlalleri sık sık dünya gündeminde. Bunlar arasında göz altında ölümler, faili meçhuller, işkence, kayıp ve tecavüz vakaları var. Zaman zaman gün ışığına çıkarılan toplu mezarlar menfur döneme tanıklık ediyor.

Halen güvenliği sağlayabilmek adına bölgede bulundurulan olağanüstü bir askeri güç var.  Öyle ki Keşmir topraklarındaki Hindistan askeri sayısı 700 bin, yani her 17 kişiye 1 asker.

Bölgede hayatı zorlaştıran problemler sadece can güvenliği ile sınırlı değil elbette. Hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortamda, fakirlik, işsizlik, cehalet ve yetersizlikler içinde yaşam mücadelesi veriyor Keşmir halkı.

Keşmir'i Bekleyen İki Yol

Her ne kadar son birkaç yıldır Keşmir’de silahların sesi daha az duyulsa da, şiddet olaylarında bir durulma görülse de, bunu çözümün başlangıcı olarak yorumlamak büyük bir hata olabilir. Taraflar arasında devam eden nefret, şiddetli gerginlik ve silahlanma yarışı pusuda bekleyen dev tehlikenin uyarı sinyalleri.

Süregelen anlaşmazlık ancak Hindistan, Pakistan ve Keşmir arasında adil ve barışçıl bir çözümle mümkün. Baskı ve askeri yöntemler kesinlikle bir çözüm değil. Son dönemde Pakistan yönetimi bekleyiş içinde; Hindistan’da ise Mayıs ayındaki seçimleri kazanan Modi ve yeni hükümetin yaklaşımı hayati önem taşıyor.

Keşmir’in geleceğini, çeşitli seçeneklere rağmen, sonuçta iki yoldan birisi belirleyecek.

Şüphesiz, özlem duyulan, Hindistan ve Pakistan’ın aralarındaki kin ve düşmanlığı tamamen terk ederek, samimi bir çaba ve ciddi bir siyasi irade göstererek soruna son vermesidir.  Adaletli bir çözüm hem Keşmir’e hem de Güney Asya’ya huzur, refah, istikrar ve gelişme getirir. İki büyük ülke sınırlı kaynaklarını silahlara ve ordulara değil de, eğitim, sağlık ve kalkınmaya harcayarak aydınlık bir gelecek inşa edebilir. Keşmir’in verimli toprakları, zengin yer altı kaynakları, doğal güzellikleri ve iyi huylu insanları buna gereken zemini sağlar.

Çözümün anahtarı taraflar arasında sevgiye ve anlayışa dayalı bir diplomasidir. Bugüne kadar denenen basmakalıp yöntemler çözümsüzlüğü körüklemekten ve umutları kırmaktan başka hiçbir işe yaramamıştır. Gerek İslam’ın gerekse Hinduizm’in temelinde sevgi vardır. Her ikisi de farklı dinden ve inanıştan olan insanlara karşı şefkatle ve merhametle yaklaşmayı tavsiye eder.

Ne var ki, Hindistan’da Hindu radikallerin ve Pakistan’da bağnazların sayıları oldukça çok. Her iki taraf da inançlarının aksine hareket ettiklerini göremeyecek kadar körleşmiş ve sağırlaşmış. Uluslararası kamuoyu müdahil olmak konusunda isteksiz. Radikal unsurların ikna edilmesi ise ancak İslam ülkelerinin birlik içinde desteğiyle mümkün olabilir.

Radikal kesimlerin söz sahibi olması durumunda, diğer yol, yani Keşmir’i bekleyen gelecek oldukça karanlık olabilir. Üstelik karanlık sadece Keşmir’i değil, Allah korusun, yaklaşık iki milyar insanın yaşadığı tüm Güney Asya’yı kaplayabilir.

Adnan Oktar'ın Daily Mail News ve Riyadh Vision'da yayınlanan makalesi:

http://www.dailymailnews.com/2014/06/17/columns-articles/1.php

http://www.riyadhvision.com/2014/08/06/resolving-lack-solution-kashmir/

2014-06-26 13:13:14

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top