İntihar saldırıları İslam ile bağdaşmaz

Mevlid Kandili bütün Müslümanlar için önemli bir gün. İslam peygamberinin doğumunun büyük bir coşku ve sevinçle kutlanması Müslümanların ortak özelliği. Ne var ki bu birleştirici özellik bile artık bir bölünme ve parçalanmanın belirtisi haline geldi. Hatta bunun da ötesine geçip birbirine düşman Müslüman gruplar için bir saldırı fırsatı olmuş durumda.

Mevlid Kandili tüm Sünniler gibi Şiilerce de kutlanıyor. Nitekim Mevlid Kandili kutlamaları çerçevesinde Yemen'de Husilerce çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Başkent'in Sebin Meydanı'nda geçen hafta kutlama yapmak isteyen Husilere izin verilmemiş ve kutlamalar bugüne ertelenmişti. Sana'da kutlamaların çeşitli etkinliklerle bir hafta süreceği ifade edilmişti.

Geçtiğimiz günlerde İbb kentinde Husilerin oluşturduğu Ensarullah Hareketi mensuplarının, "Mevlid Kandili" dolayısıyla düzenlediği etkinliğe bombalı bir saldırı düzenlendi. Kültür merkezini hedef alan saldırıda 33 kişi hayatını kaybetti.

Beline bomba bağlayıp düşman olarak görülen grubun arasına girip kendini havaya uçurmak maalesef artık İslam’la özdeşleşmiş durumda. Afganistan’dan Irak’a, İsrail’den Yemen’e kadar geniş bir coğrafyada intihar saldırılarının olmadığı bir gün geçmiyor gibi.

Peki, intihar saldırılarındaki bu artışın sebebi nedir? Adı geçen ülkelerin bulunduğu coğrafyadaki ülkelerin siyasi bakımdan gösterdikleri istikrarsızlık, bu sorunun öncelikli cevabı olabilir. Saldırılar ya İsrail’deki gibi işgalci görünen ülkenin mensuplarına ya da Irak ve Yemen’de olduğu gibi birbirine düşman İslam gruplarına karşı düzenleniyor.

İntihar saldırılarının % 32’si yabancı ordular tarafından işgal edilen ülkelerde gerçekleşiyor. Diğer % 68’lik oran ise Müslümanların birbirlerine karşı düzenledikleri intihar saldırılara ait.  

İntihar saldırılarında restoranlar, marketler, toplu taşıma araçları, yani sivil halkın bulunduğu ortamlar hedef olarak seçiliyor. Hatta Irak’ta olduğu gibi Müslümanlar ibadet yaparken (Cuma namazı), ya da Yemen’deki gibi dini kutlama yaparken saldırı düzenlenebiliyor.

Askerlerini Kudüs’te camiye soktuğu için pek çok Müslüman grup İsrail’i kınamış, hatta yok edilmesi gereken bir düşman olarak ilan etmişti. Ne ilginçtir ki aynı gruplar ibadet eden Müslümanların bulunduğu camiye intihar saldırısı düzenlenmesi karşısında sessiz kalmış, hatta bu tarz saldırıları tasvip bile etmişti.

İntihar saldırısı yapacak kişilerden birine “Neden böyle bir yolu seçtin?” diye sorulsa, yanlış bilgilerle eğitildikleri ve affetmeye, barışa, sevgiye dayanan gerçek Kuran ahlakını bilmedikleri için, muhtemelen bunu sözde İslam adına yaptıklarını söylerlerdi.

Oysa intihar etmek, dolayısıyla intihar saldırısında bulunmak -ve bu saldırıyla birlikte masum insanların hayatına da son vermek- İslam ahlakına kesinlikle aykırıdır. Bu nedenle de Allah'a iman ettiğini ve Kuran ayetlerine uyduğunu söyleyen bir kişinin böyle bir girişimde bulunması kesinlikle mümkün değildir. Bu, ancak dini çok yanlış tanıyan, gerçek Kuran ahlakından habersiz, aklını ve vicdanını kullanmayan, nefret ve intikam duygusuyla beyni yıkanmış kimselerin yapabilecekleri bir girişimdir. Müslüman olsun olmasın her insan böyle bir eyleme karşı çıkmalıdır.

Allah Kuran’da Müslümanların, tüm dünyada iyiliği hakim kılıp, kötülükleri sona erdirmek için çabalamalarını farz kılmıştır. Ancak bunun için Kuran’da Müslümanlara gösterilen yöntem ‘savaşmak’ değildir. Tam tersine, Kuran’da kötülüğe iyilikle karşılık vermek; sevgi, şefkat, hoşgörü, sabır ve insanları iyiliğe teşvik etmek anlatılmıştır. Müslümanlar dünyada huzur, esenlik, barış ve hoşgörü hâkim olana kadar, tüm insanlığa bu yönde çağrı yapmakla yükümlüdürler. Yani Müslümanların mücadelesi ‘fikirleri anlatmakla’ olur, bombalayarak, kan dökerek, öldürerek ya da öldürmeyi teşvik ederek değil. Nitekim gerçek Kuran ahlakını bilen tüm Müslümanlar da bu gerçeğin farkındadır ve Kuran ahlakını dünyaya bu şekilde anlatmaktadırlar. Teknolojinin tüm imkânlarını kullanarak, kitaplarla, dergilerle, filmlerle, konferanslarla insanlara İslam’daki güzel ahlakı anlatıp dünyayı barışa çağırmaktadırlar.

Kuran ahlakında nefrete, kine ve teröre yer yoktur. İntihar bombacılarının, masum ya da suçlu olsun, hiçbir insana karşı hain saldırılar düzenlemesi İslam’da asla kabul edilmez. Bu tarz eylemler yaparak bunları İslam adına yaptığını iddia eden kişiler ise, gerçekte Kuran dışı hurafeler ve yanlış yorumlarla hareket eden, gerçek Müslümanlığı bilmeyen cahil ve bağnaz kimselerdir.

Bir Kuran ayetinde Yüce Allah şöyle buyurur:

“…Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur…” (Maide Suresi, 32)

Adnan Oktar'ın National Yemen'de yayınlanan makalesi:

http://nationalyemen.com/2015/01/04/suicide-attacks-are-incompatible-with-islam/

2015-01-06 02:09:38

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top