New Scientist ve BBC News’un "Sezaryenle Doğum Evrimi Etkiliyor" Yalanı

Geçtiğimiz ay boyunca başta New Scientist, BBC News ve Independent olmak üzere bir çok yerli ve yabancı yayın kuruluşunda “Sezaryen ile doğumun sözde evrim sürecini değiştirdiği” ile ilgili yazılar yazıldı. Bu iddiaya dayanak olarak da Proceedings of the National Academy of Science dergisinde 26 Ekim 2016 tarihinde yazılmış bir makale kaynak olarak gösterildi.

Makaledeki iddia; “insan doğumlarının çocuk başının büyüklüğü ve annenin dar kalça kemiği uygunsuzluğu nedeniyle zor olduğu, son 50 yıl içinde sezaryenle doğumun devreye girmesiyle sözde evrim sürecinin etkilendiği ve uygunsuzluğun artış gösterdiği” şeklindeydi. Bu makaleye dayanarak bazı ilginç ve maksatlı başlıklar atıldı; “Sezaryen daha büyük bebeklere evrilmeye gerçekten sebep oluyor mu?”, “Artan sezaryen sayısı insan evrimini etkiliyor”, “Başarılı sezaryenler insan evrim sürecini değiştiriyor.”

Zaman zaman medyada yer alan benzer başlıkların amacı genellikle, sanki yeni bir bilimsel bilgi elde edilmiş ve sonucunda sözde evrim süreci varmış ve  devam ediyormuş gibi bir izlenim verebilmektir. Böylelikle, evrim teorisinin çeşitli sözde delillerle kanıtlandığı telkini ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Genellikle bu tip haberler maksatlıdır ve evrim hakkında bilgisi olmayan kişileri yanlış yönlendirme amacını taşırlar. Büyük bilim dergilerinde yayınlanmaları da durumu daha inandırıcı kılabilmek içindir. Oysa söz konusu bilim dergileri, bilimsel anlamda çöküşe uğramış evrim teorisini canlı tutmaya çalışan Darwinist diktatörlüğün himayesindedirler. Bu tarz makalelerde bilimsel veriler değil ideolojik kaygılarla yapılan yorumlar ön plana çıkmaktadır.

Nitekim söz konusu makaleyi detaylı olarak incelediğimizde, konunun tamamen felsefi boyutta ele alındığı, genetik hiç bir temel içermediği, bilimsel bir delille desteklenmediği açıkça karşımıza çıkar. Şimdi bu yazının sözde evrime kanıt oluşturmak bir yana bilimsel hiçbir niteliğinin olmadığını, ideolojik temelli olduğunu iddiaları açıklayarak cevaplayalım.

Zaman içinde, “Bebek başı – anne kemik yapı uyumsuzluğunun arttığı” iddiası temelsizdir

Makalenin temel iddiası, son 50 yıl içinde sezaryenin devreye girmesinden günümüze kadar geçen süre içinde baş-kemik uyumsuzluğunun 1000 doğumda 30’dan 36’ya çıktığı, bunun da %20 artış anlamına geldiğidir. Peki bu sonuç gerçek veriler değerlendirilerek mi elde edilmiştir?

Aslında sözde evrimsel sürece delil olarak basın tarafından lanse edilen bu makale, tam tersine evrimi ön-kabul ile kabul ederek bu sonuçlara varmaktadır. Bu iddiayı kanıtlama çabası ise gerçek verilerle değil, tamamen hayali modeller üzerinden türetilen istatistiksel verilere dayanmaktadır.

Yapılan araştırmalarda baş kemik yapı uyumsuzluğunun çeşitli oranlar arasında değiştiği görülmekte ve birbirinden farklı sonuçlara ulaşılabilmektedir. Kaldı ki, bu uyumsuzluk genetikle ilgili bir konu değildir ve sadece aşağıda birkaç tanesini örnek vereceğimiz çevresel etkenler sonucu ortaya çıkmaktadır:

Uyumsuzluğun başlıca faktörü fetüslerin geçmişe göre daha iri olmasıdır. 50 yıl öncesine göre fetüslerin daha iri olmasına sebep olabilecek bir çok etken vardır. Annenin gebelik sürecinde daha iyi beslenmesi, şişmanlık ve şeker hastalığının artış göstermesi gibi nedenlerle fetüslerin doğum kilosu artış göstermiş olabilir. Ancak bu, genetik olarak değil çevresel şartlarla ortaya çıkabilen bir durumdur. Şartlar tersine döndürüldüğünde bu etki de azalacağından sezaryen ihtiyacı da azalacaktır. Ayrıca yapısal sebeplere bağlı ortaya çıkan hidrosefali (beyinde su toplanması) gibi hastalıklar da normal doğuma engel olabilir. Ama bu da genetik bir değişimle ortaya çıkmaz; dolayısıyla bir kazanım değil bozulmadır.

Bunun yanında uyumsuzluğun diğer etkenini oluşturan anne kemik yapısı da genetik yapıdan bağımsız olarak değişkenlik göstermektedir. Yapılan çalışmalarda tamamen aynı gen düzenlemesine sahip olan tek yumurta ikizlerinde bile kalça kemiğinin ölçülerinin değişkenlik gösterdiği, çevresel etkenlerin genetik etkenden daha ön planda olduğu bulunmuştur.

Yıllar içinde, yetişkin çağında bile kemik yapılarında şekil değişimi olmaktadır. Bir başka örnek de, erkek ve kadın kalça yapısından verilebilir. Aynı anne babadan doğan bir kadının kemik yapısı doğuma müsaitken, erkek kardeşinin kalça kemiği dar ve uzunlamasına bir yapıya sahiptir. Anneler erkek tipi bir kemik yapıya sahip olsalardı asla çocuk doğuramazlardı. Ama böyle bir şey olmaz ve kemik yapı gelişirken adeta hücreler bunun bilincindeymiş gibi hareket ederek kadın ve erkek bedenine göre şekil alırlar.

Günümüzde sosyal sebepler de sezaryen oranını artırmaktadır. Eskiye göre ameliyat şartlarının daha iyi olması sezaryeni daha güvenli hale getirmiştir. Bu sebeple doktorlar baş – kemik uygunsuzluğu tanısını daha sık koyar hale gelmişlerdir. Ancak sezaryenin, sadece baş-kemik uygunsuzluğu üzerine tercih edilen bir doğum türü olmadığını da belirtmek gerekir. Kimi anne adayları, gerçek doğumun zorluğunu yaşamamak için de sezaryeni tercih etmekte, fakat bu durum tıp çevreleri tarafından çok da fazla tavsiye edilmemektedir.

Genetik dayanağı olmayan bilimdışı bir iddia

Makaleyi incelediğimizde verilen bilgilerin, istatistiki hesaplar dışında bir veri içermediği görülmektedir. Bu da yazının bilimsel niteliğinin olmadığı anlamına gelir. Çünkü buradaki istatistiki veriler, sosyal tercihlerle alakalıdır. DNA diziliminde geçmişten günümüze bir değişim yoktur. Kemik yapının düzenlenmesi ile ilgili onlarca hatta yüzlerce ayrı gen bölgesinin uyum içinde çalışması şarttır. Bu kadar çok farklı fiziksel yapıda insanın ortaya çıkışı epigenetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle olmaktadır. Çevresel faktörler sadece genetik bilgide bazı genleri baskın, bazılarını çekinik hale getirirler; genetik bilgiye yeni bilgi ekleyemezler. Özetle ilk insanla günümüz insanı aynı genlere sahiptir.

İlk insandan beri incelenen insan fosillerinde yapısal hiç bir değişim yoktur. Bu, anne kemik yapısı, bebek başının yapısı ve büyüklüğü açısından da geçerlidir. Doğum, hep aynı süreçle gerçekleşmektedir. Sözde evrimci mantıkta doğumun yıllar içinde daha kolay olması için anne kemik yapısının genişlemesi veya bebek başının uyum gösterecek şekilde küçülmesi söz konusu olmalıdır. Ama böyle bir değişim hiç olmamıştır, olamaz da; çünkü evrimleşme diye bir süreç yoktur. Bu iddia büyük bir aldatmacadır. Binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca zor doğumlar hep var olmuştur ama doğum süreci hep aynı kalmıştır. Doğum bir mucizedir.

Doğumun zamanlaması mükemmeldir. Yaklaşık 38 hafta süren gebelik, oldukça hassas bir zamanda doğumla sonlanır. Doğum eğer bir kaç hafta erken olursa, bebek gelişimini tamamlamadığı için hayati tehlike yaşayabilmektedir. Doğum eğer bir-iki hafta geç gerçekleşirse, bu sefer bebek için yeterli ortam kalmamakta, beslenme problemleri ortaya çıkmakta, bebek, doğum kanalına sığamayacak kadar irileşebilmektedir. Anne de, fetüs de, bu süreçlerin hiç bir aşamasının farkında değildir. Olması gereken zamanda doğum ağrıları başlamakta, rahim ağzı açılmakta ve dokular esnekleşmektedir. Dahası, fetüs doğum kanalına en uygun şekilde girmek için rotasyon, fleksiyon, ekstansiyon gibi bazı hareketleri yapmak zorundadır. Neredeyse her fetüs bu hareketleri sırasıyla ve eksiksiz yerine getirir. Buradaki hassas dengeleri görmeyerek hata aramak ve mantıkdışı çıkarımlara odaklanmak tam bir akıl tutulmasıdır.

Darwinistler, “hayatın tesadüfler eseri ortaya çıktığı” safsatasını teorilerini ayakta tutabilmek için kullanırlar. Bunu yapabilmek için de insanın ve diğer canlıların mucize niteliğindeki özelliklerini görmezden gelerek, hep bir noksan varmış gibi gösterme çabasına girerler. Bu şekilde insan bedeninin aslında daha mükemmel olabilecekken olmadığı, eksiklerle dolu olduğu fikrini aşılamaya çalışırlar. Gerçekte bu kişiler, insan vücudu başta olmak üzere, canlıların sayısız mükemmel yapı ile donatıldığının oldukça iyi farkındadırlar. Ancak ısrarla bu gerçeği dile getirmekten çekinirler. Çünkü bu gerçeği yüksek sesle söylemenin, teorilerini tümüyle ortadan kaldıracağını onlar da bilmektedirler.

Doğum süreci, insanın yaratılışına dair en başta gelen mucizelerden biridir. Bu süreçte olmazsa olmaz diye sayabileceğimiz sayısız mekanizma bir anda hareket etmektedir. Bunlardan biri olmadığında ne fetüsün ne de annenin yaşaması mümkündür. Bu sebeple daha ilk doğumla birlikte bu özellikler var olmalıdır. Tek bir doğumun gerçekleşmesi bile başlı başına mucize iken, bugüne kadar milyarlarca mucize gözümüzün önünde gerçekleşmektedir. Bazı doğumların zor gerçekleşmesi, bu mucizenin görmezden gelinmesini gerektirmez. Doğumun safhalarının detaylarına hakim olundukça Allah’ın yaratma sanatındaki ihtişam çok daha iyi anlaşılacaktır.

Yüce Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurmuştur: 

“Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı? Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Belli bir süreye kadar; İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, Biz ne güzel güç yetirenleriz.” (Mürselat Suresi, 20-23)

Sonuç olarak; ne sezaryen ne de doğum sırasında yapılan başka tür bir müdahale, gelecek nesillerde daha iri bebeklerin oluşması sağlayacak bir durumdur. Nasıl ki bilim çağına ulaştığımız şu dönemde, bilgi ve beceri artışı yeni neslin IQ seviyesinin geçmiş nesillerden daha yüksek olmasına sebep olamadığı gibi, sezaryen de anne ve bebeğin fizik yapısını değiştiremez. Sezaryen oranlarındaki artışın temel sebebi çevresel ve sosyal etkilerdeki değişimdir.

Kaynaklar

  1. http://www.pnas.org/content/113/51/14680.full
  2. DumontA, deBernisL, BouvierColleMH,Bre ́artG,MOMAStudyGroup(2001)Caesarean section rate for maternal indication in sub-Saharan Africa: A systematic review. Lancet 358(9290):1328–1333.
  3. Sharma K (2002) Genetic basis of human female pelvic morphology: A twin study. Am J PhysAnthropol117(4):327–333.
  4. http://www.independent.co.uk/news/science/success-caesarean-sections-altering-course-human-evolution-babies-bigger-heads-a7458066.html
  5. https://www.newscientist.com/article/2115103-are-caesareans-really-making-us-evolve-to-have-bigger-babies/?utm_source=NSNS&utm_medium=ILC&utm_campaign=webpush&cmpid=ILC%257CNSNS%257C2016-GLOBAL-webpush-BIGBABY
  6. http://www.bbc.com/news/science-environment-38210837
2016-12-28 21:14:53

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
"Allah'tan tahliyemizi istirham ediyorum"
"....Allahvar.com sitesi kapatıldı, düşmanım bu siteyi yapmış olsa...
1999 KAN KAMPANYASI TAMAMEN MEŞRU VE LEGAL BİR ORGANİZASYONDUR
HAKİM VE SAVCILARIMIZ YALNIZCA KANUN, HUKUK VE VİCDANI ESAS ALMALIDIR
HARUN YAHYA KÜLLİYATININ İMHASI ÇOK VAHİM VE TARİHİ BİR HATA OLUR
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI RAPORUNA CEVAP
İLERİ DERECEDE MODERN GÖRÜNÜM VE DEKOLTE GİYİM TARZININ NEDENLERİ
"Adnan Bey’in çevresindeki her insan hayat dolu, mutlu, cıvıl cıvıl.”
SUÇSUZ BİR GENÇ KIZ DAHA HUKUKSUZ OLARAK TUTUKLANDI
SÖZDE İTİRAFÇI VEYA MÜŞTEKİ OLMAYA ZORLANMIŞ KARDEŞLERİMİZE ACİL KURTULUŞ...
YENİ BİR SAFSATA DAHA
"Müslümanlar Kardeştir..."
"Biz silahlı suç örgütü değiliz"
MEHDİYETİ GÜNDEME GETİRMEK LİNÇ KONUSU OLMAMALI
"Zorla alıkonma, İzole bir hayat yaşama iddialarını asla kabul etiyorum"
"Adnan Bey bizi çok sever, hep onore eder"
MEDYANIN ZORAKİ "BENZERLİK KURMA" TAKTİĞİ
"Ortada silahlı suç örgütü değil sadece birbirini çok seven arkadaş...
AYÇA PARS CANIMIZ GİBİ SEVDİĞİMİZ, MELEK HUYLU, MÜMİNE KARDEŞİMİZDİR
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"ALIKONMA" SAFSATASI
KUMPASÇILARIN KORKUTARAK İFTİRACI DEVŞİRME YÖNTEMLERİ
BERİL KONCAGÜL TEHDİT ALTINDADIR, CAMİAMIZA İFTİRAYA ZORLANMAKTADIR!
TAHLİYE OLAN ARKADAŞLARIMIZ HİÇ KİMSE İÇİN HİÇBİR ZAMAN BİR BASKI UNSURU...
AV. CELAL ÜLGEN ADİL VE DÜRÜST OLMALI
AKİT TV SUNUCUSU CANER KARAER HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
MASUM İNSANLARIN TAHLİYESİ TAMER KORKMAZ'I DA SEVİNDİRMELİDİR
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."